Galatasaray Spor Kulübü başkan adaylarından Yiğit Şardan, 19 Haziran Cumartesi günü yapılacak kritik seçim öncesi açıklamalarda bulundu.

Şardan, başkan adaylık sürecinden yıpratma politikalarına, gelir yaratıcı projelerinden gelecek planlamalarına kadar her şeyi anlattı.

“Yiğit Bey adaylığınız hayırlı olsun. Nasılsınız bu süreçte?”

– Vallahi yorucu bir süreç. Günde birkaç tane canlı yayın, sonrasında ufak gruplarla zoom toplantıları başlıyor. Muhtelif dernekler, muhtelif gruplar… Genelde de 7-8-9 saatlerinde 1’er saat görüşüyoruz. Akşam saat 10’lara kadar sürüyor, zaten telefonlar da pek susmuyor. Yoğun bir süreçte gidiyoruz. Vitamin takviyesiyle ayakta duruyorum.

“YIPRATMA POLİTİKALARINI ANLAMLANDIRAMIYORUM”

“Son dakika aday olduğunuza dair olumsuz görüşler var. Halbuki çalışmalara 3-4 ay önce başlamıştınız?”

– Genel anlamda yıpratma politikaları hakkında söylüyorum; anlamlandıramıyorum. Benim üzerimden oynanan yıpratma politikaları hakkında, üzerimdeki gömlekten geç gelmeme, ‘Galatasaray’ı satacak’ diyorlar, 10 sene önceki Cemal Nalga olayına kadar ne buluyorlarsa döküyorlar. Sosyal medyada da bunları köpürten bir takım arkadaşlar var. Onlar da köpürtüp, insanların önüne sunuyorlar. İnsanlar itibar ediyorlar mı, onu bilmiyorum tabii ki.

“Yıpratma politikalarından yola çıkarak, Galatasaray’da özellikle son dönemde başkanlar görevden ayrıldıklarında bir gönül kırıklığı yaşıyorlar. Camia, değerlerini neden yıpratıyor? Neden bir kişinin arkasından iyi işler konuşulmuyor da, hep olumsuz tablolar öne çıkarılıyor?”

– Bu soruyu ben de soruyorum, ben de sorguluyorum. Divan’daki konuşmamda buna ciddi bir vurgu yaptım. Galatasaraylı Düşünce Derneği diye bir derneğimiz var. Oradaki arkadaşlarımla da yaptığımız toplantıda “Ne olur bunu irdeleyin” dedim. Bu bir tek benim sorunum değil, Galatasaray’ın da sorunu. Galatasaray’da ben değil, bir başkası başkan olsa 1 ay sonra onu eleştirmeye başlayacaklar. 3-5 ay sonra eleştirilerin dozu artacak. İnsanların hayatı zaten zorken daha da zorlaştırmanın Galatasaray’a ne faydası var? Hepimizin sevdiği bir kulübe ne çıkar sağlıyor bu davranış? 6 yaşındaki çocuğa ben bunu anlatsam anlar. Ancak bizim camiamız nedense böyle bir tavır içerisinde. Diğer camialarda bunu görmüyorum açıkçası. O yüzden de daha da çok üzülüyorum.

“ÖNCEKİ YÖNETİMİN DOĞRULARI DA YANLIŞLARI DA VAR”

“Peki size göre bir önceki yönetim nerede yanlış yaptı da Galatasaray’da sezonun ikinci yarısında ipler gerildi? Zemin konuşuldu, Belhanda’nın gönderilme hususu vardı, futbolculara yapılan yakıştırma haberleri çıktı. Bununla birlikte yönetimin tüm zorluklara rağmen ödemeler için büyük çaba göstermesi var. Fatih Terim’in devre arası transfer döneminden önce istediği isimlerin hemen hemen hepsi transfer edildi. Sizce geçen sezonki en önemli yanlışlar ve doğrular nelerdi? Siz bu yanlışlara nasıl müdahale edeceksiniz ve hangi doğruları devam ettireceksiniz?”

– Bundan önceki yönetim, diğer yönetimler gibi elinden geldiğince Galatasaray’a hizmet vermek için çalıştı. Bir defa bunu saptamak lazım ve onlara müteşekkir olmak lazım.

Yaptıkları iyi işler var mı, var. UEFA ile ciddi bir mücadele verildi ve o mücadelede belli bir başarı kazanıldı. Galatasaray’ın hakları korundu UEFA nezdinde. Evet bir takım limitler getirdi UEFA ama Galatasaray ceza almaktan kurtuldu. Sonra hem Kemerburgaz’daki madenciyle hem de Ada’daki eski kiracıyla önemli hukuki mücadeleler verildi. Kemerburgaz konusu karara bağlandı hatta. Orada bir inşaat yapmaya başlayacak noktaya gelindi. Türkiye’de biraz geç tecelli ediyor hukuk, bunun sıkıntılarını yaşadılar. Bu yüzden Kemerburgaz projesini başlatamadılar ama belli bir yere kadar getirdiler. Ada’da da hala süren bir süreç var, istinafa gitmiş bir konu var ama bir tespit davası o. İstinaf davası ilk mahkemede kazanıldı. Tespit davaları genelde hızlı ilerleyen davalardır. O davalar Yargıtay sürecinden geçerse oradan da Galatasaray artık kiracıyı tahliye edip, Galatasaray Adası üzerinde istediği tasarrufta bulunma hakkına sahip olacak. Futbolcuların paraları zamanında ödendi.

Aşağı yukarı 3.5 yılı bulan bir Mustafa Cengiz döneminde Galatasaray 2 sene şampiyon oldu, son 2 sene olamadı. Şüphesiz ki belli hatalardan dolayı olamamıştır. İlk kaçan şampiyonluk pandemi yılıydı. Pandemi gerçekten zor bir süreçti, biz iyi yönetememişiz demek ki. Futbolcularımız pandemi sonrasında döndüklerinde büyük bir düşüş yaşadılar. İçinde olduğumuz bir şampiyonluk yarışından geri düştük. Bu sene malum, sonuna kadar yarışın içindeydik. Ancak bence daha kolay kazanılabilecek bir senede şampiyonluğun kaybedilmesi birçok insanın hatası sonucunda oldu. Sorumluluk bir kişide olamaz. Yönetimin bence teknik direktörle uyum içerisinde çalışmaması, teknik direktörün belki gereğinden fazla ceza alıp, takımın başında olamaması, futbolcuların yeterince kendilerini hazır tutup da her maça aynı konsantrasyon ve enerjiyle çıkmamaları gibi gibi…

Taraftarımızın takımı pandemiden dolayı stadyumda destekleyememiş olması ve birçok etkenin bir araya gelmesi sonucunda kıl payı kaçan bir şampiyonluk var. Tabii üzüntü verici.

Galatasaray’ın gelir kalemleri içerisinde neredeyse yüzde 40’a ulaşan bir Şampiyonlar Ligi geliri olduğu için o gelirin kaçması büyük bir sıkıntı. Tabii bunu tümüyle kaybetmiş değil Galatasaray. Ön Eleme Turu’ndan geçerse hala Şampiyonlar Ligi’ne katılma şansını sürdürüyor ancak tabii ki işimiz çok daha zor. Geçen sene yeni kurulan bir Fenerbahçe ile Galatasaray kadar derinliği olmayan bir Beşiktaş’a karşı göreceli olarak kolay bir şampiyonluk kazanabilirdi ama maalesef bunda başarılı olunamadı.

“TRANSFERİMİZ HAZIR DİYORLAR, KİM YAPMIŞ O TRANSFERLERİ?”

“Şampiyonlar Ligi dediniz, başkan seçilirseniz mazbatanızı aldıktan sonra 1 ay bile geçmeden PSV ile Şampiyonlar Ligi maçları var. Bu maçlarda nasıl bir Galatasaray göreceğiz?”

– Gerçekçi olmak gerekirse Galatasaray’ın şu anda sözleşmesi biten 12 tane futbolcusu var.  Bu 12 futbolcunun tamamını bu süre içinde kampa yetiştirip, onları takımla birleştirmek kolay bir şey olmayacak. Biraz gerçekçi olmak lazım burada. Kadromuz da güçsüz bir kadro değil. Tabii ki takviye ihtiyacımız var, açık bu.

Bizim becerimiz de yönetim olarak – ki şu anda da sürdürdüğümüz opsiyonları belirleyip – olabildiğince süratli şekilde bu insanların yerini doldurmaktır. Bizim şöyle bir avantajımız var, geçmiş yönetimler Abdurrahim Albayrak gibi futbolla iç içe olan bir yöneticinin içimizde olması, scout ekibiyle şu günde belirlenmiş olan oyuncularla ilgili araştırmalarını sürdürüyor olması avantaj sağlıyor bize. Ben şunu merak ediyorum, diğer adaylar kimle çalışarak futbolcularını belirliyor. Transferlerimiz hazır diyorlar da kim yapmış o transferleri? Kim o işlere onay vermiş orası belli değil.

Bizim o açıdan da bir adım ileride olduğumuzu düşünüyorum. Antrenörümüz de netleştikten sonra onun da onayıyla derhal bu transferlerin bitirilip, olabildiğince erken şekilde kampa yetiştirmek gerekecek. Seçimlerin 3 hafta gecikmesi Galatasaray’a bir handikap oluşturdu. Ancak biz de yönetime gelsek aynı sıkıntıları yaşayacaktık.

“DİJİTALDE HEDEFİM 1.2 MİLYAR TL GELİR”

“Sizin geçmişte “Türkiye’nin en büyük kulübü olmak Galatasaray için bir vizyon değil” diye bir sözünüz var. Şu anda pandemiden dolayı dünyanın en büyük kulüpleri bile birçok sıkıntı yaşıyor. Avrupa Süper Ligi gibi projeler de bu pandeminin sıkıntılarından doğdu. Galatasaray’a önemli gelir kapıları açmak adına düşündüğünüz, “Ben bunu yaparım” dediğiniz düşünceler var mı?”

– Galatasaray’ın pandemiden dolayı kayba uğradığı gelirler var. Aşılanma da hızlı gidiyor ülkede. Önümüzdeki dönemde artık stadyumlarımıza seyircilerimiz geri dönecek. Seyircilerimizin geri dönmesi de stattan kayıplarımızı belli ölçüde telafi edecek. Bu bir defa çok önemli.

Ancak daha önemlisi benim “değişken” dediğim gelirler. Bunların başında sponsorluklar ve şimdi de yeni dünyanın getirdiği dijital ekonomi. Galatasaray aslında Mustafa Cengiz ile birlikte dijital ekonomi konusunda bayağı bir yol almaya başladı. Sıfır olan gelirler 170 milyon liraya kadar çıktı ve bu paralar tahsis edilmeye başlandı. Önümüzdeki 1 ay içinde de önemli bir miktar daha tahsis edilecek. Ancak daha yapılacak çok iş var. Bu işlerin neler olduğunu biz biliyoruz. 2 arkadaşımı sırf bu yüzden, bu konulara hakim diye yönetime aldım. Hasbelkader bu benim de işim. Özellikle ‘content’ (içerik) üretmek, Galatasaray da ‘content’tir en nihayetinde. Burada benim de ciddi bir tecrübem var. Profesyonellerimizi doğru yönlendirerek çok süratli şekilde dijital gelirlerimizi arttırma gibi bir planımız var. İlk aşamada yaptığımız hesaplamada 450 milyona çıkartırız gibi geliyor. 450 milyonu küçümsememek lazım. Şu andaki Galatasaray gelirlerinin yüzde 50’sine teşkil eder bu. Ancak daha da agresif bir hedef koyduk 1.2 milyar gibi.

Eğer bütün istediklerimizi yapabilirsek Galatasaray’ın mevcut gelirlerini %150 arttırmış olacağız. Bu kendi içerisinde zaten Galatasaray’a önemli bir kaynak yaratacak. Bu kaynakla hem borçlarımızı daha rahat ödeyeceğiz hem de daha rekabetçi takımlar kurabileceğiz.Pol